Düzenli Yazı Paylaşmak Bize Ne Kazandırır?

Ali Yatarkalkmaz
  Bir site veya blog açtıktan sonra belki de en çok zorlanacağınız konulardan biri de yazı yazmaya yeterli zamanı ayırmak olacaktır. Site açarken bir çok şey gözünüzde büyüyüp yazı yazmayı biraz geri planda tutsanız da aslında en çok uğraşacağınız ve zamanınızın büyük bir kısmını ayıracağınız adım yazı yazmak olacaktır.


Düzenli yazı yazmak neden önemli?

Düzenli yazı paylaşmazsanız sitenizi kullanıcılar unutacaktır ve girmek için bir sebep bulmayacaklardır. Sitenize özellikle uzun süre yazı yazmazsanız gözlerden uzaklaşacak ve kısa sürede unutulup gideceksinizdir.  Kullanıcıların sitemizi unutması ise bizim en son isteyeceğimiz durumdur. Bu nedenle olabildiğince düzenli olarak yazılarımızı yazmalıyız.

Nasıl bir düzen oluşturmalıyız?

Burada en büyük etmen sizsiniz. Kendi hayatınıza göre bir yazma programı yapın örneğin ben sitemi ilk açtığım ay her gün bir yazı sonraki 11 ay her 3 günde 1 yazı ve son 4-5 aydır da 4 günde 1 yazı paylaşıyorum ve uzun bir süre daha 4 günde 1 yazı paylaşmaya devam edeceğim. Sizde kendiniz için en uygun olan programı yapın ve bu programınızı aksatmadan devam ettirmeye çalışın. Acil durumlarda yazı yazamayacağınızı bildiğiniz için de her zaman elinizde paylaşılmaya hazır yazılar bulundurun.  Acil durumlarda da bu yazılarınızı paylaşın. Tabii burada önemli olan hususlardan biri de yazı planınız "ben ayda 1 yazı paylaşacağım" diye yola çıkarsanız baştan kaybedersiniz. 


Her gün yazmak istemiyorum, yazmak isteyince aklıma yazı gelmiyor ne yapmalıyım?

Uzun bir başlık olsa da uzun bir süre benim de dert ettiğim bir durumdur bu. Aklımda bir çok yazı varken hiçbirini yazmam yazmak istediğim zamanda aklıma yazı gelmez bu nedenle aklınıza gelen yazıları blogunuza taslak olarak kaydedin veya bir kağıda not alın. İçinizden yazı yazmak geldiğinde de tüm bu yazılarınızı yazın ve planlayın. Örneğin her 5 günde 1 yazı yazayım diye bir plan oluşturduysanız ve 3 yazıyı yazdıysanız örneğin birini ayın 1ine diğerini 6 sına diğerini de 11ine planlayın hem uzun süre tekrar yazı yazmanız gerekmez. Hem de yazılarınız düzenli bir şekilde hiç uğraşmanıza gereken kalmadan paylaşılmış olur.

Backlink Neden Bu Kadar Önemli?

Ali Yatarkalkmaz
İlk olarak baclink'in ne olduğuna değinecek olursak Backlink bir sitenin başka bir siteye link vermesidir. (Daha çok ayrıntı için yazımı okuyabilirsiniz.) Çok basit gibi dursa da backlink gerek seo çalışması yaparken, gerek arama motorları için gerekse de Alexa gibi sitelerdeki sıralamamızı yükseltmek için oldukça önemlidir.

  Aramam motorları ve Alexa gibi sitelerin robotları siteleri dolaşırken eğer bizim sitemizin linklerine rastlarlarsa bizim sitemize de gelirler ve böylelikle bizim sitemizin de indexlenmesini sağlarlar. Fakat burada önemli olan husus backlinki aldığınız sitenin iyi bir trafiğe sahip olması ve engelli vb olmamasıdır. Bu tür sitelerden alacağınız backlinkler hem sizi aramalarda çıkaracak hem de sıralamanızı yükseltecektir.


Backlink aldığınız site özellikle .edu gibi güvenilir ve herkesin alamadığı alan adları olursa bunların size faydası çok daha fazla olacaktır. Bunun yanında sık ziyaret edilen sitelerden backlink almak da sitenizin + hanesine puan olarak yazılacaktır. Bu bağlamda Alexa dünya sıralaması 1000'e kadar olan sitelere üye olarak gerek bu sitelerde profilinizden link vererek gerekse de yazılar, resimler veya site içeriği ne ise o konuda bir paylaşım yaparak sitenize link verebilirsiniz. Bunları yaptığınızda sitenizin hızla yükseldiğini göreceksiniz.

Linux (Ubuntu) Kullanım Deneyimlerim

Ali Yatarkalkmaz



Ubuntu'ya geçeli uzun zaman oldu ve bende bir genel deneyimlerimden bahsetmek istedim. Yaşadığım zorluklar, iyi yanları kötü yanları vb bunlardan bahsetmeye çalışacağım. Linux konusunda çok uzman olmadığım içinde yeni başlayacak olanlara ya da başlamak isteyenlere iyi bir rehber olacağını düşünüyorum.

İlk Haftalar:

   İlk kurulumdan sonra tabii ki kurulum sonrası başlıyor. Burada önerebileceğim en iyi şey kurulum sırasında "3.parti yazılımları kur" seçeneğini seçmeniz. Aksi halde bilgisayarınızı ilk açtığınızda çoğu şeyi yapamıyor gibi hissedebilir ve hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ben seçmediğim için ilk olarak bu yazılımları kendim kurdum. Sonrasında ise ilk sorunum ekran kartımdan yana oldu. Sorun aslında basitti laptopum uykudan uyandıktan sonra uygulamalar beyaz oluyordu. Kısa bir araştırma sonrasında ise bunun da basit bir çözümünü buldum o da ekran kartı sürücüsünü güncellemek idi. Yani aslında bu sorun sürücüden kaynaklanan bir sorun olduğu için Linux ile pek de alakası olduğu söylenemez. Bunun yanında ilk başta farklı bir ortam gibi geliyor size ilk gün afallayabiliyorsunuz. Fakat sonrasında kullanım kolaylığı sağlayan bir çok özellik olduğunu fark ediyorsunuz ve önceki işletim sisteminize göre günlük işleri çok daha kolay yapabildiğinizi fark ediyorsunuz.
   

  Oyun konusunda ise eski yazılarımda da belirtiğim gibi çok oyun oynamayan biriyim ve sadece denemek için Euro Truck Smulator 2 ve Counter Strike:Go'yu kurdum ikisinde de hiçbir sorun olmadan eski işletim sistemindeki performansa çok yakın (yer yer 3-5 fps az yer yer 3-5 fps fazla yani fark yok denebilir) oynadım.


Sonradan karşılaştığım hatalar:

Aslında sonrasında da çok bir problem ile karşılaşmadım. Karşılaştığım ikinci en büyük problem bazı kullandığım programların karşılığı olmaması idi. Fakat alternatiflerine bir şans verince (programları da çok profesyonel bir şekilde kullanmadığımdan) bir sıkıntı yaşamadım. Tam anlamıyla olmasa da büyük ölçüde onlara da alıştım ve hiç büyük bir sorun yaşamadım.

Kullanırken mutlu ve mutsuz edenler:

İlk baştaki uyku sorunum gerçekten beni mutsuz etmişti. Fakat sonradan onu düzeltince ve farklı bir ortama alışınca aslında kendimi daha mutlu hissetmeye başladım. Arka planda sürekli rahatsız eden programların olmaması, saatler süren güncellemelerin olmaması da beni ayrıca mutlu eden faktörlerdi. Bunların yanında Linux'e geçmemek için en büyük sebebim komut satırından korkmam idi. Fakat sonradan fark ettim ki komut satırına ayda yılda bir işiniz düşüyor. Fakat siz belli bir süreden sonra normal olarak yapmak yerine komut satırını kullanmaya başlıyorsunuz. Çünkü işlemler çok kısa ve çok daha zevkli bir hale geliyor.

Mutlu eden bir diğer konuda tabii ki wanna cry oldu. Linux kullandığım için onu hiç düşünmeme gerek kalmadı. Hatta o konuda rahat bir şekilde bir yazı da yazdım onuda Buradan okuyabilirsiniz.


ÖZET:

Kısaca (belki de uzunca) bir özet geçmek gerekirse Linux'e ilk başta geçmek gerekten çok korkutucu geliyor. İlk geçtiğinizde ise sorunlar "lanet olsun ben neden düzenimi bozdum" dedirtiyor. Fakat sorunları halledip bir düzen oturtuktan sonra (ki ortalama 1 hafta sürdü tamamen bir düzen sağlamam) gerçekten kullandıkça mutluluk alıyorsunuz.  Yani eğer geçmenizi engelleyecek illaki oynamanız gereken bir oyun, bir program yoksa bence Linux'e bir şans vermelisiniz.


Notlar:

  • Kurmaya karar verirseniz "3.parti yazılımları kuru" kesinlikle seçin.
  • Kurmadan önce canlı önizleme ile deneyin.
  • Sorunlardan hemen yılmayın. Kullandığınız sürümün forumuna yazın hemen çözüm gelir.
  • İlk başta bir şaşırmanız tabii ki normal ama merak etmeyin kısa sürede alışıyorsunuz.
  • Driver sorunu neredeyse yok. Sadece başta belirtiğim o anki sürücü hatalıydı o da güncelleyince geçti. Yani canlı önizleme de bakın eğer sorun yaratan bir sürücü varsa önce onu nasıl kuracağınızı araştırıp öyle geçin. Fakat bende klavye ışığım bile sorunsuz çalıştı.


Sitemizin Bilinirliğini Nasıl Artırırız?

Ali Yatarkalkmaz
Sitemizin çok tıklanması ve gelişmesi için sitemizin bilinilirliği ok önemli bir husus. Sitemiz ne kadar çok kişi tarafından bilinir ve tanınırsa devamlı kullanıcımız da o kadar fazla olur ve bu da hızlı bir gelişme için bize büyük katkı sağlar. Peki ya bilinilirliğimizi nasıl sağlarız?  Bunun için yapabileceğimiz bir kaç adım var bunlardan başlıcaları;

  1. Sosyal medyayı aktif olarak kullanın.
  2. Başka bloglarda konuk yazarlık vb gibi işler yapın.
  3. İçeriğinizi geliştirin. Özgün yazılar yazın.
  4. Seo çalışmalarınızı eksiksiz yapın.
  5. Bütçeniz varsa reklam verin. Yoksa veya siteniz için böyle bir yatırım yapmayı şimdilik düşünmüyorsanız Ücretsiz reklam olur mu? adlı yazımı da okuyabilirsiniz. 
  6. Arkadaş çevrenizde sitenizi duyurabilirsiniz. 
Site bilinirliği deyince çok da çağrışım yapmasa da aklımızda olan siteleri bir düşünürsek ara ara buralara hiç bir sebep yokken bile girdiğimizi görürüz. Bu nedenle sitenizin ismini insanların kulaklarına işlerseniz onlar da ara ara sitenizi ziyaret eder ve ilgi çekici, özgün yazılarınız olursa bunları okumaktan büyük bir zevk alırlar. Bu sayede hem kullanıcı kazanırsınız hem de insanların sitenizi çok tıklaması ve uzun süre sitenizde kalmasını sağlamış olursunuz.

Adsense Onayı İçin İp uçları

Ali Yatarkalkmaz
Google Adsense tüm blog yazarlarının ve sitelerin en büyük hedeflerinden birisi. Düzenli ve garantili bir yolla para kazanmanın en kolay ve etkili yollarından birisi. Ayrıca arkasında Google gibi bir firmanın olması da cazibesini artırıyor. Fakat böyle bir servis için başvuru yaptığınızda onay almanız sandığınız kadar kolay olmayabiliyor. Onay bazen haftalarca hatta aylarca sürebiliyor. Bazen ise bu uzun bekleyişin ardından olumsuz cevap gelebiliyor.



Google Adsense Onayı Alma

Google Adsense'de onay alabilmeniz  için ise aslında yapmanız gereken bir kaç şey var. Bunlar;

  1. Özgün içerikler üretin.
  2. Yeterli sayıda ve uzunlukta yazılar yazın.
  3. Siteniz en az 6 aylık olsun.
  4. Tasarımınız düzgün olsun.
  5. İletişim, gizlilik politikamız vb sayfalarınız olsun.
  6. Yasaklı içerikler barındırmayın.
  7. Google'nin kullanım şartlarına uyun.
  8. Diğer reklam servislerini kaldırmayı deneyin.
Google Adsense'ye kayıt olmak her ne kadar zahmetli olsa da sonunda çabalarınıza değecek bir hizmete kavuşmuş olacaksınız. Bu nedenle biraz yazılarınıza ve sitenize dikkat ederek biraz da sabrederek Google Adsense onayı alabilirsiniz. Her zaman ilk başvurumuzda kabul edilmeyeceğimizi de bilmemiz gerekiyor. Bu nedenle onaylanmama sebebiniz ne ise bunu ortadan kaldırıp yeniden başvuru yapmaktan asla çekinmeyin ve asla erkenden pes etmeyin.

Wanna Cry (WanaCryptor) Nedir? Nasıl korunulur?

Ali Yatarkalkmaz






  Hızla yayılan ve büyük kesimleri tehdit eden Wanna Cry virüsü Windows kullanıcılarını etkiliyor ve bilgisayarlarını kullanılamaz bir hale getiriyor.  Bilgisayarınıza girdikten sonra bir açıktan yararlanan virüs dosyalarınızı şifreliyor ve bu dosyalara yeniden erişim sağlamak istiyorsanız bu durumda sizden bir miktar para istiyor. Çoğu durumda da format atmak dediğimiz temiz kurulumda işe yaramıyor. Tabii böyle olunca aklınıza ilk olarak "zaten benim kullandığım bilgisayar 1000tl-1500tl niye bunlara para vereyim ki gidip yenisini alırım daha iyi" gibi bir çözüm gelebilir. Çoğu durumda bunda haklı da sayılırsınız fakat unutmamak gerek ki küçük de bir kısım olsa çoğu kişi için 10'binlerce liralık bilgisayarda önemli değil onlar için asıl önemli olan bilgisayarın içindeki verileri. Örneğin büyük bir şirketin milyon dolarlık bir ihalesinin dosyaları o bilgisayarda ise bu yazılımın istediği para da o laptopun fiyatı da onlar için pek de önem arz etmez ilk olarak düşünecekleri şey bu ihale dosyalarıdır.

 İşin bilgi kısmını geçip biraz da nasıl korunacağımıza gelirsek;

  • İlk olarak kesinlikle antivirüs kullanmalı ve programımızı güncel tutmalıyız.
  • Güncel bir Wİndows sürümü kullanmalı ve tüm güncellemelerini eksiksiz yüklemeliyiz.
  • Microsoft'un yayınladığı güncellemeleri hemen indirin. Eski Windows sürümlerine de sadece bu virüs için güncelleme çıkardı. Bu çoğu kullanıcı için çok iyi bir adım oldu. (Güncelleme linklerine buradan ulaşabilirsiniz. )
  • Bilmediğiniz sitelerden özellikle bu aralar uzak durmak.
  • Sık sık dosya, müzik resim vb indirmemek.
  • İnternette gezinirken dikkatli olmak her siteye girmemek, her postayı açmamak.

Bunlar yapabileceğiniz temel şeyler bunların yanında yapabileceğiniz en iyi yöntemlerden biride Smb 1.0'ı devre dışı bırakmaktır. Çünkü bu virüsün kullandığı açık tam da smb'de yer almaktadır ve devre dışı bırakmak en iyi çözüm yollarından birisi olmaktadır.

Peki nedir bu smb 1.0?

Kısaca özetlemek gerekirse Windows'un protokollerinden biri ve ağ üzerinden dosya vb paylaşımı yapmayı sağlıyor. Yani çoğu durumda çok da gerekli değil ve kapatmakta bir zarar yok. Bu nedenle virüsten etkilenmemek için en kısa sürede smb protokolünü devre dışı bırakmanız yararınıza olacaktır.



Uyarı: Yazıyı biraz hızlı yazdığım için ufak tefek kelime hataları veya dil bilgisi hataları yapmış olabilirim. Bunlar için üzgünüm. Bunları bildirirseniz düzeltmeye çalışırım.

Blogumdaki Yenilikler

Ali Yatarkalkmaz
Bugün blogumda bir kaç değişiklik yaptım. Bu değişiklikler sayesinde mobile daha uyumlu bir hale gelen sitem bunun yanında göze daha fazla hitap etmeye başladı.
Bu yenilikleri yapmamdaki temel sebepler;


  1. Sitemin mobil sürümünün çok hoş olmaması.
  2. Yeni yorum sisteminin diğer temama tam uyum sağlamaması.
  3. Eski temamın çok kullanışlı olmaması.
  4. Yorum seçeneklerinin kısıtlı olması.
  5. Aşırı karışık durması.
  6. https:// ile sorun yaşatması idi. Bunca sebep olunca bende yeniden ve uzun bir süre değiştirmemek üzere bir yeniliğe gitmeye karar verdim.
Yenilikler neler?
  • Sitemin masaüstü ve mobil teması tamamen yenilendi.
  • Yorumlar Google yorumlarından Disqus'a döndü.
  • Kullanışlılık artırıldı.
  • Site hızı artırıldı.
  • Mobil kullanım daha kolay hale getirildi.
  • Tema görsel olarak iyileştirildi.
  • Temada ve sitedeki ufak tefek Türkçe hataları giderildi.
Böylelikle sitem çok daha kullanışlı bir hal aldı. Yorumların Disqus'a geçmesi ile yorum atma işlemi daha kolay bir hale geldi. 

Blog Yazmaya Nereden Başlamalı?

Ali Yatarkalkmaz
  Bir çoğumuz blog yazmaya karar versek de nereden başlayacağımızı bilemiyor ve blog yazma kararımızı erteliyoruz. Oysa blog yazmak her ne kadar zorlukları olsa da gayet eğlendirici ve öğretici bir eylem.
 
   Blog yazmaya başlarken de ilk olarak karar vermeniz gereken gerçekten bir blog yazmak isteyip istemediğinizdir. Eğer etraftan "blog yazarlığı çok iyi bir iş çok para kazandırıyor" vb gibi bir cümle duymuş ve bu yüzden bu işe girecekseniz çok yanlış bir işe adım atmış olursunuz çünkü blog yazarak çok büyük paralar (bırakın büyük paraları para kazanmak) çok zor. Bu nedenle ilk olarak yazmak isteyip istemediğinize bakın. Eğer her şeyi düşündüyseniz ve kesin olarak yazmaya karar verdiyseniz ikinci aşamaya geçebilirsiniz. İkinci aşama da tabii ki ne tür konuda bir blog açacağınız konusudur. Bilgisayar mı, internet mi, teknoloji mi yoksa kişisel bir blog mu? Buna karar verdikten sonra tabii ki siteniz için bu doğrultuda bir alan adı seçimi yapmak da üçüncü aşama olacak.

  Bitti mi tabii ki bitmedi. Eee site kurmayı düşündük, konumuzu seçtik adımızı bulduk da bu siteyi nasıl açacağız dediğinizi duyar gibiyim. Burada da tabii ki biraz maddi durumunuz devreye giriyor. Eğer blogunuza ilk aşamadan para yatırmak istemiyorsanız benim gibi ücretsiz blog açabileceğiniz sitelere bakabilirsiniz. Bunun için Ücretsiz Blog Nasıl Açılır? adlı yazıma da bakabilirsiniz. Blogunuzu da kurduktan sonra artık yapacağınız tek bir aşama kalıyor o da düzenli bir şekilde yazı paylaşmak ve sitenizi hızla geliştirmeye çalışmak :)


Google'de Nasıl Üst Sıralara Çıkılır?

Ali Yatarkalkmaz
Sitelerin en büyük trafik kaynaklarından birisi de tabii ki arama motorlarıdır. Arama motorlarından gelen trafik bir nebze de olsa sitemizin kullanıcı sayısını belirler. Gelen trafiğimiz az ise çok kullanıcıya ulaşmamız da neredeyse imkansızdır. Arama motorlarından trafik gelmesi için ise tabii ki ilk sayfada çıkmak çok önemlidir. Çoğu zaman hepimiz aradığımızı ilk sayfadan bulup geçeriz. İlk sayfa da aradığımızı bulamazsak başka sayfalara bakmak yerine arama yaptığımız kelime veya cümleyi bile değiştirmeyi deneyebiliriz. Bu nedenle ilk sayfada hatta ve hatta ilk sıralarda çıkmak bir site için çok önemli. Fakat yüzlerce site binlerce yazı varken tabii ki ilk sayfa da çıkmak kolay bir iş değil. Bunun için;

  1. Kesinlikle özgün içeriğe sahip olmalıyız.
  2. Kopyala-yapıştır içerikten uzak durmalıyız.
  3. Kullanımı kolay ve kullanıcı odaklı bir site yapmalıyız.
  4. Anahtar kelime kullanmaya özen göstermeli, doğru yerde doğru kelimeleri kullanmalıyız.
  5. Arama motoru optimizasyonunuzu eksiksiz yapın.
  6. Çok aranan az bulunan konularda yazılar yazın.
  7. Rakip sitelerin neler yaptığına iyi bakın. Yapılan hataları değerlendirin ve siz bunları yapmayın.
  8. Görsel kullanımına, çok uzun veya kısa yazmamaya, konuyu tam anlamıyla anlatmaya, konu hakkında eksik bilgi bırakmamaya dikkat edin. 
Sitenize gelen kullanıcılar geldiği için pişman olmasın. Tam aksine aradığını tam anlamıyla bulsun ve başka bir siteye gitmek zorunda kalmasın. Eğer yazınız başarılı olursa bu Google'nin de dikkatini çekecek ve size ilk sayfasından yer verecektir. Tabii bunları yaparken ilk maddede de belirtiğim gibi özgün yazılar üretmeye her şeyden çok önem verin. Kopya içerik Google tarafından algılanırsa ilk sayfaya çıkmayı bırakın arama sonuçlarında ilk 500de bulunmanızın bile büyük bir şans olacağını unutmayın.

Özgünlük Neden Önemli?

Ali Yatarkalkmaz
 Gerek benim blogumda, gerek diğer bloglarda gerekse de internet sitelerinde sürekli duyduğumuz bir sözcük oldu "özgünlük" peki özgünülüğün gerçekten bu kadar önemi var mı? Herkeste olmayan yazının bize faydası ne?

Aslında bu soruları sorarken bir yandan da kendimize cevap vermiş oluyoruz cevap tam da sorunun başında gizli "herkeste olmayan yazı". Bu kısım ilk başta bir anlam ifade etmese de biraz düşününce size de ne kadar önemli olduğunu anlatacaktır. Bunun için en basitinden şöyle bir örnek vereyim "araba alırken nelere dikkat etmeliyiz?" diye bir yazı araştırdınız bu yazı hakkında da googlede çıkan ilk site a sitesi olsun. Siz bu a sitesinin içeriğini alırsanız asla onun önüne geçemezsiniz bu durumda da herkes yine a sitesine gitmeye devam eder eee bu durumda yazıyı almanızın ne faydası kaldı?

 Aslında bu çok basit bir örnek oldu fakat konuyu da özetlemek için iyi bir örnek oldu. Eğer özgün olmazsak kullanıcılar bizi keşfedemez keşfetse bile geri dönemlerini sağlayacak bir çekiciliğimiz kalmaz. Herkesin sunduğunu sunarsak kullanıcılar tabii ki büyük siteleri tercih eder. Fakat herkesten farklı olmayı başarır, herkesten farklı bir içerik sunarsak bu sefer kullanıcılar bizi bulur.  Tabii özgün olmanın tek faydası daha çok kullanıcı gelmesi de değil bunun yanında;

  • Arama motorlarında üst sıralara çıkarsınız.
  • Kısa zamanda hızla gelişirsiniz.
  • Daimi kullanıcılar elde edersiniz.
  • Reklam vb alırken sorun yaşamazsınız.
Yani lafın özü özgünlük çok sık kullanılınca önemsiz sadece ezberlenmiş bir söz gibi dursada sitemizin geleceğini belirleyen bir ifade. Gerçek anlamda özgün olduğumuzda hem yazılarımızın hızla okumasının artacağını hem de internet dünyasında önemli bir yere gelmemizin kolaylaşacağını göreceksiniz.
Yine buna benzer özgünlükle ilgili diğer yazım olan Yazılarda özgünlüğün önemi nedir? adlı yazımı da okuyabilirsiniz. 

Coprights @ 2016, Blogger Templates Designed By Templateism | Templatelib